Abasa

Change Language
Change Surah
Change Recitation

Turkish: Yasar Nuri Ozturk

Play All
# Translation Ayah
1 Yüzünü ekşitti ve öteye döndü; عَبَسَ وَتَوَلَّى
2 Yanına kör adam geldi diye. أَن جَاءهُ الْأَعْمَى
3 Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى
4 Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى
5 O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince, أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى
6 Ki sen ona yöneliyorsun; فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى
7 Sana ne onun arınmasından! وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّى
8 O, koşarak sana gelen var ya; وَأَمَّا مَن جَاءكَ يَسْعَى
9 Odur içine ürperti düşen. وَهُوَ يَخْشَى
10 Sen ona aldırmazlık ediyorsun. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى
11 Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür. كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
12 Dileyen onu düşünüp öğüt alır. فَمَن شَاء ذَكَرَهُ
13 Kutsanan-bereketli sayfalardadır o. فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
14 Yüceltilen, tertemiz sayfalarda, مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ
15 Yazıcıların ellerinde; بِأَيْدِي سَفَرَةٍ
16 Ak-pak, mübarek yazıcıların. كِرَامٍ بَرَرَةٍ
17 Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ
18 Hangi şeyden yarattı onu? مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ
19 Bir spermden! Yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi onu. مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ
20 Sonra, yolu kolaylaştırdı ona, ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
21 Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu. ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ
22 Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu. ثُمَّ إِذَا شَاء أَنشَرَهُ
23 Hayır, hayır! O, O'nun kendisine emrettiğini hiç yerine getirmedi. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ
24 Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine! فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ
25 Biz suyu döktük de döktük. أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبًّا
26 Sonra yeryüzünü yardık da yardık. ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا
27 Ardından orada dâneler bitirdik. فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
28 Üzümler, yoncalar, وَعِنَبًا وَقَضْبًا
29 Zeytinlikler, hurmalıklar, وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
30 Gür çimenli, bol ağaçlı bahçeler, وَحَدَائِقَ غُلْبًا
31 Meyve, otlak/sebze. وَفَاكِهَةً وَأَبًّا
32 Sizin ve hayvanlarınızın yararına. مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
33 Şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde, فَإِذَا جَاءتِ الصَّاخَّةُ
34 Bir gün ki o, kişi öz kardeşinden kaçar, يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
35 Öz annesinden, öz babasından, وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ
36 Eşinden, oğullarından. وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
37 O gün onlardan her kişinin kendisine yetecek bir uğraşı vardır. لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
38 Yüzler vardır o gün, pırıl pırıl, وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
39 Gülen, müjdelerle parıldayan. ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
40 Ve yüzler vardır o gün toza-toprağa bulanmış. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
41 Tozu-toprağı da bir is bürümüştür. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
42 İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar. أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
;