| 1 |
Yüzünü ekşitti ve öteye döndü; |
/content/ayah/audio/hudhaify/080001.mp3
|
عَبَسَ وَتَوَلَّى |
| 2 |
Yanına kör adam geldi diye. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080002.mp3
|
أَن جَاءهُ الْأَعْمَى |
| 3 |
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080003.mp3
|
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى |
| 4 |
Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080004.mp3
|
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى |
| 5 |
O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080005.mp3
|
أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى |
| 6 |
Ki sen ona yöneliyorsun; |
/content/ayah/audio/hudhaify/080006.mp3
|
فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى |
| 7 |
Sana ne onun arınmasından! |
/content/ayah/audio/hudhaify/080007.mp3
|
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّى |
| 8 |
O, koşarak sana gelen var ya; |
/content/ayah/audio/hudhaify/080008.mp3
|
وَأَمَّا مَن جَاءكَ يَسْعَى |
| 9 |
Odur içine ürperti düşen. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080009.mp3
|
وَهُوَ يَخْشَى |
| 10 |
Sen ona aldırmazlık ediyorsun. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080010.mp3
|
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى |
| 11 |
Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080011.mp3
|
كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ |
| 12 |
Dileyen onu düşünüp öğüt alır. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080012.mp3
|
فَمَن شَاء ذَكَرَهُ |
| 13 |
Kutsanan-bereketli sayfalardadır o. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080013.mp3
|
فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ |
| 14 |
Yüceltilen, tertemiz sayfalarda, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080014.mp3
|
مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ |
| 15 |
Yazıcıların ellerinde; |
/content/ayah/audio/hudhaify/080015.mp3
|
بِأَيْدِي سَفَرَةٍ |
| 16 |
Ak-pak, mübarek yazıcıların. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080016.mp3
|
كِرَامٍ بَرَرَةٍ |
| 17 |
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! |
/content/ayah/audio/hudhaify/080017.mp3
|
قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ |
| 18 |
Hangi şeyden yarattı onu? |
/content/ayah/audio/hudhaify/080018.mp3
|
مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ |
| 19 |
Bir spermden! Yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi onu. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080019.mp3
|
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ |
| 20 |
Sonra, yolu kolaylaştırdı ona, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080020.mp3
|
ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ |
| 21 |
Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080021.mp3
|
ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ |
| 22 |
Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080022.mp3
|
ثُمَّ إِذَا شَاء أَنشَرَهُ |
| 23 |
Hayır, hayır! O, O'nun kendisine emrettiğini hiç yerine getirmedi. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080023.mp3
|
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ |
| 24 |
Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine! |
/content/ayah/audio/hudhaify/080024.mp3
|
فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ |
| 25 |
Biz suyu döktük de döktük. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080025.mp3
|
أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبًّا |
| 26 |
Sonra yeryüzünü yardık da yardık. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080026.mp3
|
ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا |
| 27 |
Ardından orada dâneler bitirdik. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080027.mp3
|
فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا |
| 28 |
Üzümler, yoncalar, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080028.mp3
|
وَعِنَبًا وَقَضْبًا |
| 29 |
Zeytinlikler, hurmalıklar, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080029.mp3
|
وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا |
| 30 |
Gür çimenli, bol ağaçlı bahçeler, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080030.mp3
|
وَحَدَائِقَ غُلْبًا |
| 31 |
Meyve, otlak/sebze. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080031.mp3
|
وَفَاكِهَةً وَأَبًّا |
| 32 |
Sizin ve hayvanlarınızın yararına. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080032.mp3
|
مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ |
| 33 |
Şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080033.mp3
|
فَإِذَا جَاءتِ الصَّاخَّةُ |
| 34 |
Bir gün ki o, kişi öz kardeşinden kaçar, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080034.mp3
|
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ |
| 35 |
Öz annesinden, öz babasından, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080035.mp3
|
وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ |
| 36 |
Eşinden, oğullarından. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080036.mp3
|
وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ |
| 37 |
O gün onlardan her kişinin kendisine yetecek bir uğraşı vardır. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080037.mp3
|
لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ |
| 38 |
Yüzler vardır o gün, pırıl pırıl, |
/content/ayah/audio/hudhaify/080038.mp3
|
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ |
| 39 |
Gülen, müjdelerle parıldayan. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080039.mp3
|
ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ |
| 40 |
Ve yüzler vardır o gün toza-toprağa bulanmış. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080040.mp3
|
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ |
| 41 |
Tozu-toprağı da bir is bürümüştür. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080041.mp3
|
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ |
| 42 |
İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar. |
/content/ayah/audio/hudhaify/080042.mp3
|
أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ |