An-Nazi'at

Change Language
Change Surah
Change Recitation

Turkish: Yasar Nuri Ozturk

Play All
# Translation Ayah
1 Yemin olsun, çekip koparanlara/yay çekenlere/kuyudan su çekenlere/bağsız-bekçisiz koşan atlara/ayrılık yüzünden hasret çekenlere/daldırıp daldırıp çıkaranlara, وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا
2 Yemin olsun, rahatça, incitmeden çekenlere/düğümü hünerle çözenlere/bir yerden bir yere gidenlere/coşkuyla iç çekenlere, وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا
3 Yemin olsun, boşlukta yahut suda yüzüp gidenlere, وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا
4 Derken öne geçip yarışı kazananlara, فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا
5 Bir iş ve oluşu çekip çevirenlere, فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا
6 Ki o gün şiddetle sarsacak olan saracaktır. يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ
7 Onu, ardısıra gelen izleyecektir. تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ
8 Bazı kalpler o gün kaygıdan titreyecektir. قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ
9 Onların gözleri yerlere eğilecektir. أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ
10 "Biz gerçekten bu çukurda eski halimize döndürülecek miyiz?" diyorlar. يَقُولُونَ أَئِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ
11 "Un-ufak kemikler haline geldikten sonra, öyle mi!" أَئِذَا كُنَّا عِظَامًا نَّخِرَةً
12 "Hüsran dolu bir dönüştür bu öyleyse!" diye konuştular. قَالُوا تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ
13 Oysaki o, sert bir komut sesinden ibarettir. فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ
14 Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir. فَإِذَا هُم بِالسَّاهِرَةِ
15 Ulaştı mı sana Mûsa'nın haberi? هَلْ أتَاكَ حَدِيثُ مُوسَى
16 Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva'da seslenmişti: إِذْ نَادَاهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى
17 "Firavun'a git! İyice azdı o." اذْهَبْ إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى
18 "De ki ona: 'Arınıp temizlenmeye ne dersin?" فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَى أَن تَزَكَّى
19 "Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!" وَأَهْدِيَكَ إِلَى رَبِّكَ فَتَخْشَى
20 Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi. فَأَرَاهُ الْآيَةَ الْكُبْرَى
21 Ama o yalanladı, isyan etti. فَكَذَّبَ وَعَصَى
22 Sonra, sırtını döndü; koşuyordu. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَى
23 Derken, bir araya toplayıp bağırdı. فَحَشَرَ فَنَادَى
24 Dedi ki: "Ben sizin en yüce rabbinizim." فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى
25 Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı. فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَى
26 Kuşkusuz, bunda, içine ürperti düşen için tam bir ibret vardır. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَى
27 Siz mi daha zorsunuz yaratılışça, gök mü? أَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاء بَنَاهَا
28 Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yükseltti; ardından ona ahenk ve düzen verdi. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا
29 Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا
30 Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı. وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَلِكَ دَحَاهَا
31 Ondan suyunu, otlağını çıkardı. أَخْرَجَ مِنْهَا مَاءهَا وَمَرْعَاهَا
32 Dağları, demir atmış gibi oturttu; وَالْجِبَالَ أَرْسَاهَا
33 Sizin için ve hayvanlarınız için bir geçim aracı olarak. مَتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
34 O güç yetmez büyük felaket geldiğinde, فَإِذَا جَاءتِ الطَّامَّةُ الْكُبْرَى
35 O gün insan, uğrunda gayret sarfettiği şeyi hatırlar. يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ مَا سَعَى
36 Gören kişi için cehennem apaçık ortaya çıkarılmıştır. وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَن يَرَى
37 Artık azmış olan, فَأَمَّا مَن طَغَى
38 Ve iğreti hayatı yeğlemiş olan için, وَآثَرَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
39 Cehennem, barınağın ta kendisidir. فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَى
40 Rabbinin yüceliğinden korkup nefsini boş heveslerden yasaklamış olan içinse, وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى
41 Cennet, barınağın ta kendisidir. فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَى
42 O saatten soruyorlar sana, "gelip demir atması ne zaman?" diye. يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا
43 Nerede sende, onu hatırlatacak şey! فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَاهَا
44 Ona ilişkin bilginin sonu Rabbine varır. إِلَى رَبِّكَ مُنتَهَاهَا
45 Sen sadece, ondan korkanları uyaransın. إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَاهَا
46 Onu gördükleri gün onlar, dünyada sanki bir akşam veya onun kuşluk vaktinden başka kalmamışa dönerler. كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا
;