| 1 |
Azap ve kaygu, tartıda ve ölçüde hile yapanlara olsun; |
/content/ayah/audio/hudhaify/083001.mp3
|
وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ |
| 2 |
Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar, |
/content/ayah/audio/hudhaify/083002.mp3
|
الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُواْ عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ |
| 3 |
Onlara vermek üzere tartıp ölçtükleri zaman, eksiltmeye giderler. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083003.mp3
|
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ |
| 4 |
Peki, bunlar kendilerinin diriltileceğini sanmıyorlar mı? |
/content/ayah/audio/hudhaify/083004.mp3
|
أَلَا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ |
| 5 |
Çok büyük bir gün için. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083005.mp3
|
لِيَوْمٍ عَظِيمٍ |
| 6 |
Bir gün ki, insanlar, âlemlerin Rabbi huzurunda kıyama geçerler. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083006.mp3
|
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ |
| 7 |
Hayır, iş düşündükleri gibi değil! Rezilliğe batmışların kitabı, karanlık ve pis bir çukurun, Siccîn'in ta içindedir. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083007.mp3
|
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ |
| 8 |
Siccîn'in ne olduğunu sana gösteren nedir? |
/content/ayah/audio/hudhaify/083008.mp3
|
وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ |
| 9 |
Rakamlandırılmış bir kitaptır o. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083009.mp3
|
كِتَابٌ مَّرْقُومٌ |
| 10 |
Vay haline o gün, yalanlayanların! |
/content/ayah/audio/hudhaify/083010.mp3
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ |
| 11 |
Onlar ki din gününü yalanlarlar. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083011.mp3
|
الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ |
| 12 |
Onu ancak her şımarıp azmış, günaha batmış olan yalanlar. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083012.mp3
|
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ |
| 13 |
Ayetlerimiz ona okunduğunda, "Daha öncekilerin efsaneleri!" deyiverir. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083013.mp3
|
إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
| 14 |
İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083014.mp3
|
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ |
| 15 |
Hayır! Onlar o gün Rablerine karşı tam bir şekilde perdelenmişlerdir. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083015.mp3
|
كَلَّا إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ |
| 16 |
Sonra onlar mutlaka cehenneme dalacaklardır. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083016.mp3
|
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَحِيمِ |
| 17 |
Sonra da: "İşte budur, o yalanlamakta olduğunuz şey!" denilecektir. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083017.mp3
|
ثُمَّ يُقَالُ هَذَا الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ |
| 18 |
Hayır, sandıkları gibi değil! İyilik sergileyenlerin kitabı İlliyyûn'da, en yüce burçlardadır. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083018.mp3
|
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ |
| 19 |
İlliyyûn'un ne olduğunu sana anlatan nedir? |
/content/ayah/audio/hudhaify/083019.mp3
|
وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ |
| 20 |
Rakamlanmış bir kitaptır o. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083020.mp3
|
كِتَابٌ مَّرْقُومٌ |
| 21 |
Yaklaştırılmış olanlar tanıklık ederler ona. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083021.mp3
|
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ |
| 22 |
İyilik sergileyenler büyük bir nimetin tam içindedir. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083022.mp3
|
إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ |
| 23 |
Koltuklar üzerinde seyre dalarlar. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083023.mp3
|
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ |
| 24 |
Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083024.mp3
|
تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ |
| 25 |
Katıksız, damgalı bir içecekten içirilirler, |
/content/ayah/audio/hudhaify/083025.mp3
|
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ |
| 26 |
Ki sonu bir misktir. İşte, yarışanlar böyle bir şey için yarışsınlar! |
/content/ayah/audio/hudhaify/083026.mp3
|
خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ |
| 27 |
Onun katkısı Tesnîm'den; en yüce, en seçkin olandandır. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083027.mp3
|
وَمِزَاجُهُ مِن تَسْنِيمٍ |
| 28 |
Bir kaynak ki, iyice yaklaştırılmış olanlar içerler ondan. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083028.mp3
|
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ |
| 29 |
Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083029.mp3
|
إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُواْ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ |
| 30 |
Onların yanlarından geçerken birbirlerine kaş-göz işareti yaparlardı. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083030.mp3
|
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ |
| 31 |
Ailelerine döndüklerinde, gülüp eğlenmeye koyulurlardı. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083031.mp3
|
وَإِذَا انقَلَبُواْ إِلَى أَهْلِهِمُ انقَلَبُواْ فَكِهِينَ |
| 32 |
İnananları gördüklerinde: "Şunlar var ya! Şaşkın, sapık bunlar!" derlerdi. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083032.mp3
|
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَؤُلَاء لَضَالُّونَ |
| 33 |
Oysaki kendileri, inananlar üzerine bekçi gönderilmemişti. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083033.mp3
|
وَمَا أُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظِينَ |
| 34 |
İşte bugün, iman sahipleri, küfre batmışlara gülüyorlar. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083034.mp3
|
فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُواْ مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ |
| 35 |
Koltuklar üzerinde seyrediyorlar. |
/content/ayah/audio/hudhaify/083035.mp3
|
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ |
| 36 |
Nankör kâfirler, yapmış olduklarıyla ödüllendirildiler mi? |
/content/ayah/audio/hudhaify/083036.mp3
|
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ |